9 Ocak 2012 Pazartesi

BİR FİLM: DUVAK


Somerset Maugham’ın klasik romanı "The Painted Veil"den uyarlanma. 
Filmin hikayesi 1920’lerde geçiyor, genç İngiliz çiftin aşk hikayesi konu ediliyor. Aristokrat bir aileden gelen  Kitty, bakteriyolog bir doktor olan Walter’la yanlış nedenlerden ötürü evlenmiştir (Bu yanlış neden annesinin evlen baskısıdır) Çift Şanghay’a gider ve genç kadın burada bir başkasıyla aşk yaşar. Walter karısının bu sadakatsizliğini öğrenince, değişik bir intikam yolunu seçer,  Çin'de ölümcül bir salgının kol gezdiği, ücra bir kasabasından gelen iş teklifini kabul eder ve karısını da beraberinde götürmeye zorlar, karısının başka seçeneği kalmaz ya onursuz bir yaşam sürüp bütün dedikodulara göğüs gerip boşanacaktır ki beraber olduğu erkek onun yanında olmaz ya da kocasının peşinden gidecek ve kendini yavaş yavaş ölüme teslim edecektir. Yaptıkları bu yolculuk sırasında aslında birbirini tanımadan evlenen bu çift tekrar birbirlerini keşfetme imkanı bulur hem de kolera salgının tam ortasında. Bulundukları köyün sosyal hayatı, inanışları kolera salgının hızla ilerlemesini sağlarken hiç ummadıkları bir şekilde dostlar edinirler köyde. Genç kadının kocası hastanede ve yörede gece gündüz çalışırken kendi sağlığına hiç önem vermez adeta intihar etmektedir, kendini korumak için hiç bir zahmette bulunmayan kadın da, köyde gezintiler yapar, manastırda çocuklara müzik dersi verir oradaki hastalarla ilgilenir. Hayatın gerçek yüzünü görürken kocasının cansiperane koşturması insanlık için çaba sarfetmesi onu çok etkiler, kocasına olan hayranlığı artarken bir yandan da aşık olur ona. Doktor da aynı şekilde kadının manastırdaki çalışmalarına hayran kalır, uzaktan uzağa ona ne kadar çok öfke duysa da sevgisini söküp atamaz kalbinden. Doktor bir süre sonra hastalığının kaynağını bulur, kadın hamile olduğunu farkeder ama bebeğin babasının doktor olup olmadığı belli değildir, doktor bu mesele üzerinde fazla durmaz, sevdiği kadının parçasını kabul eder, tekrar birbirlerini sevmenin mutluluğunu yaşarlar ama bu malesef uzun sürmez. Doktorun hastalığı kurutma çabaları son hızla devam ederken laboratuardaki bir kaza sonucu hastalık ona da bulaşır ve acı çekerek ölür, kadın çocuğunu doğurur ve tekrar ülkesine geri döner.
Hikaye bilindik bir aşk hikayesi ama filmin çekildiği mekanların egzotik havası, oyuncuların performansı bu filmi izlemek için yeter. Tavsiye ederim, hüzünlü bir aşk hikayesi.

8 yorum:

cafenoHut dedi ki...

Ne zamandır evde seyredecek adam akıllı film bulamıyorum, dizilerden de bunaldım. Bu akşam alayım bari bunu, çok güzel anlatmışsın, hüzünlü hüzünlü seyrederiz artık:)

CEPAYNASI dedi ki...

çok severek izlediğim bir filmdi...
güzel bir hafta diliyorum:)

FADİŞ dedi ki...

cafenohut, ben ne yaptım filmin sonunu da söyledim ama olsun baştan sona izlemeye değer bir film bence, özellikle aşkın güzel bir tarifi yapılmış bence:)

suhuba dedi ki...

Selam,
Evet ama anlaşılan etkileyiciymiş. Sen beğenmişsin.

FADİŞ dedi ki...

CEPAYNASI, filmi sevdim ben de. Size de iyi haftalar:)

FADİŞ dedi ki...

suhuba, aşk hikayeleri bir de böyle bir atmosferde ise çok severim, gözlerin konuştuğu, oyunculuğun konuştuğu bir film, izleyin bence:)

durme durme dedi ki...

Gerçekten de güzel ve izlemeye değer bir filmdi. Filmin geçtiği yerin havası daha da etkileyiciydi.İyi haftalar...

FADİŞ dedi ki...

durme durme, haklısın, atmosfer çok güzeldi, doğa bir harikaydı, iyi haftalar size de:)