10 Haziran 2011 Cuma

TATİL NOTLARI= KEMERALTI

Sabah erkenden kalkıp kahvaltımızı yaptık yine serin mi serin annemin balkonunda. Yeşilliklerin en tazesini yıkayıp koymuş masaya, taptaze domatesin görüntüsü cezbedici, körpe salatalıklar çıtır çıtır. Annem salatasız, yeşilliksiz kahvaltıya kahvaltı demez, yumurtayı da bakır sahanda yapar illaki. Taze ekmeğin kokusu bir harika, Deniz kemen kapıyor ekmeği, yumurtanın sarısına banıyor keyifle, bu hallerini çok seviyorum, içimi bir mutluluk kaplıyor, kaydediyorum hafızama bu görüntüyü, sabah serinliğinde sıcak bir an bu. Annem sevgiyle bakıyor torununa, bu büyümüşte küçülmüş bücürük gülümsetiyor onu. Bu gün Kemeraltı yolculuğu var, öğrenciliğimin, isyankar gençliğimin önemli bir kısmı oralarda geçti hep, dalıyorum anılara.... İkinci el fotoğraf makinesi satan dükkanlar, ucuz kıyafetçiler, cumhuriyet kitap kulübü, ileri kitap evi, sinema, Birinci Beyler, İkinci Beyler, aktarlar, çayhaneler, manavlar, balıkçılar, kalabalık insan seli, bu kalabalıkta yolunu kaybetmiş, kimbilir hangi sokağı benzettim de yanlış yere saptım gene diyerek kendine kızan ben aranıyorum doğru sapağı bulmak için. İçten içe, kayboluşum hoşuma gidiyor gülümsüyorum. Hisar Önüne vardığımda epey geç oluyor arkadaşlarımla buluşacağım, bir simit bir çay yapacağız birlikte, son gittiğimiz filmi tartışacağız uzun uzun, hayallerimizi, okulumuzu, sevdiğimizi anlatacağız birbirimize. Ne çok zaman geçirdik orada o çay bahçesinde, buluşma mekanımızdı orası, hala pek çokları için öyle. Tarihi solurken içimize bu günü konuşmak hep şaşırtırdı beni, biz konuşurduk bir yandan kuşlar öter, çeşmenin şırıltılarını dinlerdik, bütün duyularım fazlasıyla uyanık, fazlasıyla genç, fazlasıyla toy. Çayın o diriltici keskin tadı, koyuluğu kendime getirirdi beni, ne çok hayallerimiz vardı geleceğe dair, umutla dolu. Her şeyi başaracığına inanmış bir yürek, yürekler. Pek çoğumuz bu heyecanını kaybetti, kayıplar verdik, sır oldular kimileri, kimileri başka bir dünyayı mekan etti kendine. Ben, o geçmişte kaldığını düşündüğüm heyecanı geri kazandım bundan tam iki sene önce, sanırım bir ömür boyu da böyle devam edecek artık, bu duygular içinde Kemeraltına gittim, eski bir dosta kavuşur gibi kucaklaştık, hatır sorduk birbirimize, Deniz'i tanıttım ona, o da Deniz'in sandalyelerinde oynamasına, çiçeklerine dokunmasına izin verdi,




Deniz incitmedi hiç onu, parlak bakışlarıyla sanki yıllardır buraya geliyormuş gibi tanıdıktı her şey ona. Annem ve kardeşim Ayşe Hisar Camisi'nde öğle namazlarını kıldılar biz bekledik sessizce. Bir sade kahve içip Deniz'in çeşme başında oynamasını seyrettim.


Sanki bütün gözler ona bakıyordu, caminin gölgesinde oynarken ışık saçıyordu her yana, sevgisini belli etti çeşmeye, mermer taşlarında gezindi eller, gözlerini bana çevirdi, sarılıverdi sıkı sıkı. Epey bir süre sonra annemler geldiğinde acıktığımızı farkettik, meşhur İnegöl Köftesi yapan küçük lokantaya gittik, bu da planımın bir parçasıydı, eskiden sevdiğim her şeyi bu gün tekrar edecektim bu kesindi. Yemeğin ardından Kızlar Ağası'nı turladık sevgili arkadaşım Toprak Çocuklarının mağazasına gittik, Yusuf hiç değişmemişti benim gözümde ama görünce onu, değiştiğini anladım. Deniz'e bir dayı edasıyla yaptığı seramik kolyelerden iki tanesini verdi, birini seç dedi ona, Deniz iki kolyeye de baktı dikkatlice ve desenleri karmaşık olmayan bir yelkenlinin resmedildiği kolyeyi seçti kendine. Havadan sudan konuştuk sonra da vedalaştık.
Kemeraltını gezmeye devam ettik, zaman zaman ufak molalar verdik, Deniz'in seyyar meyve satan tezgahlara dadanması epey vaktimizi aldı, kayısı ve erik aldık bol sulusundan:)
Günün sonunda yorgun ama mutlu dönüş yoluna geçtik, Pasaport'un yanından ağır ağır yürüdük, deniz kenarında İzmir'in simgesi olmuş dalgalı kaldırım taşlarında yürüdük. Bir kez daha İzmir'e aşkımızı ilan edip evin yolunu tuttuk.

8 yorum:

Guven dedi ki...

Böyle annenin eli öpülür; sırtı okşanır...Böyle geziye de her bütçeye uygundur,deyip başı ağrıyanlar, midesi bulananlar da davet edilir:))

Her şey çok güzel geçmiş..

Noblesse dedi ki...

bu güzel yolculuğu, imrenerek ve hüzünlü bir kıskançlıkla(şaka) okudum, ancak iki ay sonra gidebileceğimi bilerek...

FADİŞ dedi ki...

Guven, güzel bir gün geçirdik Deniz'le:)

FADİŞ dedi ki...

Noblesse, demek sizde geleceksiniz sevgili İzmir'e. Benim için de gezin.

habinos dedi ki...

ayy cok tatlı çocuk maş.

ÖRGÜÇANTAM dedi ki...

harika bir yazı olmuş yüreğine sağlık. İzmirim güzel şehrim
Cennet yurdumun heryeri ayrı güzel ama ben bu şehre aşığım:)

FADİŞ dedi ki...

hobinos, teşekkürler:)

FADİŞ dedi ki...

ÖRGÜÇANTAM, ben de:)