28 Mayıs 2011 Cumartesi

BİR GÜN BÖYLE GEÇTİ

Dün laboratuvardan duydum yağmurun sesini, öğleden sonra başladı yağmur akşama kadar devam etti.Yaz geldi gelecek derken tekrar yağmurlar başladı. Nihayet domates fidelerini saksılara diktim ama içim pek rahat değil sanki saksılar yeterince derin değil, toprak miktarı az gibi, yapmak istediğim çok şey var ama bende yeterli enerji yok, eve giriyorum ve o hengame içerisinde yemek hazırla, sofrayı kur, bir yandan karnını doyur bir yandan oğluşun yemek yemesini sağla ve tabi arkasından masa kalksın, bulaşıklar makineye yerleştirilsin, kirli çamaşırlar makineye yerleştirilsin, ortalık toplansın ve bir bardak çay içilsin tam da dinlenme pozisyonundayken oğlanın uyku vakti gelsin:) Neyse ki oğluş iki gündür gündüz uykusunu erkene aldı da biz de rahatladık, sanmayın ki 21' de yatıyor saat 22' de uyumaya geçiyor kerata. Gece, uykusunda seyrediyorum onu, annesinin yatağında kollarını bacaklarını açmış tam bir güven ve rahatlıkla serilmiş yatağa. Rüya görüyor belli mimiklerinden. Anne baba yatağında daha kolay teslim oluyor uykuya ama uykudan önce bazı akrobatik hareketler yapmadan uyumuyor, anne bababayla şakalaşmadan olmaz. Hatırlıyorum da ben de küçükken büyüklerin yatağında zıplamayı çok severdim. Annem yeter değinceye kadar zıplardım yatağın üstünde. Dünüm böyle geçti, bir iki satır okudum ve arkasından BBC nin Jane Eyre dizisinin DVD sini seyrettim.

1 yorum:

MELTEM dedi ki...

ayy çok yoruldum anlatma,akşamı düşündürttün bana sabahtan...bende domates,süs biber ekmek istiyorum balkona,bu hafta kıçımızı kırıp oturursak ne mutlu bana!!