7 Aralık 2010 Salı

HATIRALAR BİRER BİRER

Seviyorum Delianneyi, bu yazısında da pek çok şeyi hatırlattı bana mazide kalan. Bu yazımın Barış Manço'yla ilgisi yok sadece bir ezgi var kulaklarımda ama nereden duyduğumu hatırlayamadığım ve sadece tek satırını hatırladığım bir şiir. Beynimin derinliklerinde kimbilir neden unuttuğum bu kitap, kitabın sayfalarında bir ezgi ve ezginin ardından bir mısra. Çok etkilemiş besbelli, hatırlayamasamda satırları, bana hissettirdiği taptaze gönlümde.
Bir gurbet türküsüydü eminim, bir hasret türküsü.
Dut ağaçlarının yaz gününde rüzgarda salındığı, salınırken meyvelerini döktüğü,
Köy çocuklarına zahmet vermeden, dallarına çıkmalarına fırsat vermeden avuçlarına bıraktığı dutları, gölgesi, en kalın dalında asılı urgandan salıncağı, bir sokak ötedeki mermer çeşme, küçük köy okulu, eski misafirhane, terkedilmiş toprak evler, yıkıntıların içinde eski bahçeler, eski ihtişamını kaybetmiş üzüm bağları, miras kala kala bir karış olmuş topraklar, ekilmemiş tarlalar, aranmayan akrabalar, eski okul arkadaşları, köy mezarlığında yatan ninem, dedem. Geçmiş o kadar tazeki gönlümde, annemin babamın geçmişi benim geçmişimle karışmış, saf çocukluk hatıraları tap taze, ninemin Sakarya Türküsü kulaklarımda, hep anlatırdı ben küçük bir kız çocuğuydum Atatürk hayattaydı diye; okuduğu okulun en güzel kızı, en akıllısı, en genç gelini, en genç dulu. Birlikte gittiğimiz taze annelerin bebişlerine süt dağıttığımız günler, bir elimde güyüm, bir elimde yarım litrelik tas, sabahın erken vaktinde yayan giderdik ilçeye. Taze annelerin daha kapılarını çalmadan duyardım mis gibi süt bebelerinin kokularını, içim pır pır olurdu süt koyarken bakraçlarına, evlerin içinden buhar çıkardı sanki. Ninem hasta olsada onca yolu yürürdü, bebeler benim ineğimin sütünü bekler derdi hep. Onun gibi Anadolu kadınlarının torunlarıyız biz. İdealist olmak, illede doğruyu yapmak kanımızda var. Özlem duyuyorum çocukluğumun yazlarına, kışlarına. Her tatilde koşarak gittiğim köyüme, arkadaşlarıma. Hasat zamanı bir sıra olup oraklarla buğdayın biçildiğini görmek istiyorum, samanları balya yapılırken görmek, buram buram saman kokan kilerlere girmek, sepetteki kış elmasını samanların arasından almak, alırken tazecik kokusunu duyup şaşırmak, sabahları kümesin tek tavuğundan yumurtasını ben almak istiyorum. Erkenden kalkıp diğer çocuklarla birlikte azığımı hazırlayıp inekleri otlatmak, çelik çomak oynamak, akşam olduğunda bir tas çorbamı içip erkenden yatmak istiyorum yün döşeğime, çünkü çok yorgunum çok....

6 yorum:

Tijen dedi ki...

Ah zaten o hatıralar yok mu... Ne onlarla ne onlarsız değil mi?

FADİŞ dedi ki...

Tijen Hanım, bazen böyle depreşiyor anılar, geçmişe özlem duyuyorum, o doğallığın olduğu zamanlara.

LEZZETLİ SOMUNLAR dedi ki...

Hem nasıl Fadişçiğim, hem nasıl..'Bugün ayın kaçı?' deyip hatırladığım anda bir yığın şey üşüşüyor kafama..Tarih hafizam da müthiştir benim, hatırlıyorum da hatırlıyorum. Sonra ayıkla pirincin taşını..Deniz'i öp benim için, sıcak sıcak..Küçük çocuk özlemim fena halde kabardı nedense..

nesrin dedi ki...

Ne güzel yazmissiniz. Berlinden sevgiler...

FADİŞ dedi ki...

Lezzetli Somunlar, ne tatlısınız siz, yorumlarınızı eksik etmeyin hiç:)
Nesrin hoş geldin, teşekkür ederim:)

Deli Anne dedi ki...

Geldim Fadişim:) de ben bu konularda çok içlenirim, bilirsin..