1 Temmuz 2010 Perşembe

GÜNLÜK KOŞUŞTURMACALAR

Dün akşam işten eve döndüğümde hemen üstümü değiştirdim, oğluşu giydirdim, kovamızı küreğimizi aldık parkta kum havuzuna yerleştik. Yarım saat kadar diğer çocuklarla birlikte kovaya kum doldurdu boşalttı. Bu kum işine bayılıyor doğrusu. Daha sonra mahallemizin sevimli kızı 3 yaşındaki Melike'nin bisikletini arkadan önden iterek uzun süre gezdirdi, geniş alanda koşturmanın zevkini çıkarttı. Bütün parkın kaydırağına, tahteravallisine, salıncağına dokunduktan sonra babişko geldi birde onunla oynadı. Eve dönerken epey bir itirazla karşılaştık ama çok geç olmuştu; hemen banyoya girdik, güzelce yıkandık, saçımızı kuruladık ve annenin beş dakikada hazırladığı sofraya kurulduk. Amaaaaaa bizim oğluş yemek istemedi. Şu anda dört dişi birden çıkıyor ve keyfi yok. Gece sütüyle takviye ederim artık dedim ve oğluşu rahat bıraktım.
Benim şekerim iki gündür düşük seyrediyor hemde akşam yemeğinden hemen sonra önce çok yükseliyor sonra düşüşe geçiyor. Bu durumdayken bende bir ağırlık oluşuyor, göz kapaklarımı açamıyorum sanki bir haftadır uykusuz gibi oluyorum. Bu durum yaklaşık bir saat devam ediyor. Akşam, yemekten sonra, oyun vaktiydi Deniz için, hemen halının üzerinde konumunu aldı, eşleştirme kartları çıkartıldı ve başladık sebzeleri hayvanları bulmaya. Bende takat yok, uzandım kanapeye, babası ilgilendi oğluşla; Deniz beni de oyuna çekebilmek için çok uğraştı, eşleştirme kartlarını üstüme attı, ayaklarımı gıdıkladı ama nafile bende sevgi sözcüklerini söylemek ve uyuşuk bir şekilde konuşmaya çalışmak dışında bir şey yapamadım. Neyseki daha sonra altını değiştirmek, ninni söylemek faslı geldide bir gayret harekete geçtim.
Sabah işe giderken konuşuyorduk yolda, iyi anne olamıyorum her zaman diye. Dün akşam oğluşumla oynayamadım, iyi anne sence nasıl olur dedim, iyi anne göz kapaklarını mandalla tutturur genede oynardı oğluşla dedi iyi mi?

Hiç yorum yok: