21 Haziran 2010 Pazartesi

UYANIŞ

Sen yazdın ben okudum Uykulu medidatör. Yazdıklarını okurken kendi hikayem gelir aklıma, düşüncelere dalarım.
Hayal kurmak zamanı değilmiş, burnumun ucundakini göremez olmuş gözlerim bir zamanlar. Sebebini bilmediğim öfke nöbetim geldiği gibi gitmiş, yerini pişmanlık almış. Tutunduğum bir dal kalmamış, sonra...
Hediyelerin en güzeli kucağıma verildiğinde, akan iki damla yaşla birlikte yüreğimden taşan sevgiyle titredim, kendime geldim. Sevdiğime baktığım ve sarıldık hediyemize. Bir an, uzun bir an, sessizlik içinde, kucağımda hediyemle, göz göze kaldım. Ellerimi kimse çözemedi, kucağım sımsıkı bağlı, oturdum bir  yere, kıpırdamadan, huzurla.
Kafamdan geçen bütün karmaşanın yerini onun sevgisi doldurdu hemen. Avuç içlerim terledi, şaşkın şaşkın baktım yüzüne yavrunun. O da bana baktı, biliyordu annesi olduğumu. Bu kadar hızlı bir değişimi, mutluluğu nasıl tanımlarım, anlatamam, yaşıyorum çok şükür.
Kendimi aramak için çıktığım yolda bir durağa rastladım. Duraktaki bana, devam et yoluna, yolun ortasında değil henüz başındasın dedi. Yolun başında olmak cesaretimi kırmadı, ilerliyorum.
Elimde minik bir avuç, bilen gözler, anlayan bakışlar. Saçının her bir teli şükretmem için. Bir kavuşma benimkisi, yarımını bulma durumu sevgiliden başka. Yaradanın sunduğu bu hediye, beni doğru yolda tutuyor, doğru yolda yürütüyor.
Sabahları uyandığımda yeni umutlar var hep yüreğimde, yeniden gençliğimin tez canlılığı, isteği depreşti ruhumda. Bu tazeliğin kaynağı Deniz, uçsuz bucaksız maviliğiyle, temizliği ve zindeliğiyle beni tekrar ben yaptı. Onunla birlikte tekrar yolculuğa çıkıyorum, yeni sorular, meraklı bakışlar, teslimiyet, her şeyi deneme, her şeyi öğrenme isteği. Sende okuduğum gibi bir anahtar verildi bana, bir sır paylaşıldı,  kilidini açtım ve girdim bir yola. Anahtarım gücüm, sevgili oğlum denizim.

Hiç yorum yok: