15 Temmuz 2013 Pazartesi

ÇALIŞMADAN DURAMAM

16 Yıllık iş kariyerimin sonuna mı geldim acaba diye düşünüyorum şu sıralar, bazen karalar bağladığım da oluyor doğrusu, sonuçta eve giren çift maaş gerilerde kaldı, eh ona göre de ekonomi yapmak gerekiyor:) 
Bunca sene çalışıp, koşturup hiç oturmayan ben, son 5 ayımı çalışmadan geçirdim evet,  çalışmadan dedim de tam zamanlı ev kadınlığı yapmaya başlayınca bunun benim için çok zor olduğuna karar verdim. Evin halini anlatacak değilim sadece şunu diyebilirim iş hayatında ne kadar disiplinli, planlı programlıysam ev kadınlığında o kadar pejmürdeyim. Bir gün mutfak harika bal dök yala, tüm yemekler hazırlanmış, bulaşık yok, akşam sofra kurulmuş, bir gün başka bir oda düzenli ama mutfağa girmek mümkün değil. İşte hayat böyle devam ederken ve harıl harıl iş ararken arada ufak kaçamaklar yapıp Karaburun'a gidiyoruz. Böyle anlardan birinde kayınvalidemin isteği üzerine malzemeleri toplayıp gittik yazlığa:)
İşte bu malzemelerle işe koyuldum. Kayınvalidem sabah kahvaltılarında balkonda güneşi engelleyecek bir gölgelik istedi ben de elimden geleni yapmaya çalıştım. Biraz acemi işi olmakla birlikte bu gölgelik işini ben pek sevdim.
 Görüldüğü gibi kablo kilidini kullanarak örtüyü kirişe sabitledim.

Balkon geniş ve uzun, aldığım gölgelik örtü az geldi daha sonra bir miktar daha alıp tamamlamam gerekecek.
 Gölgeliğin eteğinde ağırlık yapacak kalınlıkta, düz çıtalar kullanarak çıtayı kumaşa sabitledim ve arkasından rüzgarlı havalarda uçuşmasın diye balkon korkuluğuna sabirleyecek şeritleri uçlarına diktim.
 Perdeyi kullanmak istemediğimiz zamanlar içinde aynı hizada arkalı önlü şeritleri dikerek kumaşı rulo yapıp sabitleme imkanı sağladım..

Bu gördüğünüz kırlangıçlar da merakla beni seyrettiler, neden mi? Balkonda yuvaları var da ondan, biz bu yuvaya nasıl gireriz endişesindeler, neyse ki yuvaya gidecek başka bir yol buldular da rahatladılar:))
Deniz yazlıkta olmaktan çok memnun sadece hafta sonları orada olmak bile ona çok iyi geliyor.Yüzme konusunda epey yol katetti, kolluklar kolunda çok güzel ayak çırpıyor, oyunlar oynuyor, suya dalıyor kerata bir de şarkısı var: denizde yürüyen bir adamım ben heeyyyyy:)
Bu arada az miktarda artan gölgelikten bir pazar çantası yaptım anneme, saplarını eklemeye fırsatım olmadığından o işi de anneme bıraktım,  güle güle kullansın.
 Bu güzel işleme pano ise annemin bana hediyesi, fotoğrafı daha yakından çekmeliymişim, tel sarma ve sırma iple işlenmiş.


24 yorum:

Semi M.Eller dedi ki...

Gölgelik şahane olmuş, gelin olarak kıymetin biliniyor belli ki:)
Evde oturmaya gelince; 5 ayda çözmüşsün olayı:) Aynen anlattığın gibi Fadiş:))

Fadis Hertelden dedi ki...

Ah Semi ah, eskiden yardımcım vardı, gül gibiydi ev, akşamları bu kadar yorgun düşmüyordum ve Deniz'e, kendime daha fazla vakit ayırıyordum şimdi gariptir tam tersi bir durum söz konusu, ne iştir anlamadım ben, henüz bu düzene ayak uyduramadım, sanatçı kişiliğim spontene yaşama arzum gölge düşürüyor eve, içimden geldiği gibi takılınca da ev dandini bir hal alıyor, neyse ki anlayışlı ve de yardımcı bir kocam var da yırtıyorum paspallıktan:))

nurtenbegendi.blogspot.com dedi ki...

Ev işleri çok nankör. Oğlum doğduğunda izin alamadığım için memuriyetten istifa edip eczane açtım. 6 sene sonunda esnaflığın bana göre olmadığını da anladım. 3 sene de evde oturdum. Sonra yeniden hastanede eczacı olarak çalışmaya başladım. Evde oturduğum 3 senenin ilki pek bir güzeldi. Tüm hobilerimi tatmin ettim. Ama sonra düzenli bir gelirimin olmaması beni sarstı. Hayatımda hiç kimseden para istememiştim. Gerçi eşim sağolsun hemen hemen hiç istetmedi ama eşim de olsa başkasından para almak pek bana göre değildi. 3 senenin son 2 yılı ızdıraptı. Herkesin yapabileceği pilavı pişirirken diplomamın atıl vaziyette durması içime sinmiyordu. Şimdi 6-7 belki de 8 senem var emekliliğe. Allah hayırlısıyla nasip etsin. İşyerimde şartlarım ağır. Böyle olacağını tahmin edemedim, bilseydim yeniden eczane açardım. Şimdi sadece emekliliği bekliyorum. O zaman gelirim de olacağından;) kendimi hobiye, derneklere, belki de torunlarıma, bahçeme falan adarım diye düşünüyorum. Ama dediğin doğru: Nasılsa evdeyim diye 2 saatte bitecek ev işim bütün bir güne yayılıp bazan da üstün körü yapılıyordu. Ev aslında kadını öğüten bir değirmen. Bilinçli davranıp un ufak olmamak lazım. Hakkında hayırlısı olsun. Oğlunun tadını çıkar sen de, bu daha önemli:)

Değmesin Yağlı Boya dedi ki...

Kuzum bende balkona boyle bisey dusunmustum hos bir fikir kendini suclama bak sen yapmissin bile darisi basima,zorluklarinda kolayliklar diliyorum herkes o halleri yasar kendini yalniz hissetme :)

Zuhal'in Müzesi dedi ki...

ben sizin evdeki durumunuzu gayet iyi anlıyorum.doğum yaptığımdan beri ben de evdeyim kızım 10 aylık oldu. alışım bir düzene oturtamıyorum bir türlü evimi. ev insanı olamıyorum. çalışmak işe gitmek gelmek ne kolaymış. her türlü işi, en zorunu bile yaparım titizlikle ama iş eve gelince neden olmuyor anlamıyorum

bu arada güneşlik çok pratik olmuş. elinize sağlık

Banuca dedi ki...

Annenin işlemesi senin yaptığın güzelim gölgeliği gölgede bırakmış ne yalan söyliyeyim :))
Şaka bi yana, fikrine emeğine sağlık Fadişim, pratik ve güzel, hatta artanını bile değerlendirmen... o daha da güzel :)
İş hayatına alışan ev hayatına kolay uyum sağlayamıyor doğrusu, ev işi daha zor :(
Ama benim gibi beynin yorulup isyan raddesine gelince, gözün ne dolgun maaşı görüyor ne ev halini :))

parıldayan çiçek dedi ki...

Ev işi nankördür.Hele mutfak en fazlası.Gölgelik güzel olmuş elinize sağlık.Biraz karaburundan söz edebilir misiniz?Oraları merak ediyorum.

Sevginin Ruhu dedi ki...

Ne gelinler var dedirttin Fadiş. Perdenin arkasındaki manzara da harika. Ev işleri kısır döngü, yap yap bitmiyor. Fazla kaptırma kendini işlere, İşler aynen duruyor çocuk büyüyüp gidiyor. kalakalıyorsun. Denizle kaliteli zaman geçirmeye bak hazır evdeyken.
sevgiler.

T.C. Nilgün Komar dedi ki...

eline sağlıkk

mor menekşeler dedi ki...

harika olmuş eline sağlık ,pano da muhteşem

Semi M.Eller dedi ki...

Fadiş`cim tekrar ben:))
Evde oturmak aynı zamanda planlı programlı olmayı gerektiriyor. Yani nasıl olsa evdeyim dendiğinde gün yetmez, hatta çalışmaktan beter olur:) Ama bir önceki günden ertesi günün planını yaparsan günün çok daha verimli geçer:)

Fatma Damyan dedi ki...

Merhabalar,
Bloğunuzu yeni keşfettim ve çok beğendim. Gölgelik şahane olmuş :)) Ellerinize sağlık...
Sizi izlemeye aldım. Bana da beklerim: http://fatoscatadlar.blogspot.com/
Güzel paylaşımlarda görüşmek dileğiyle,
İzmir'den sevgiler...

ada ve deniz dedi ki...

Ben çalıştığım kurumdaki mutsuzluğum nedeniyle bırakmıştım işimi. Bazen pişman oluyorum (hani çalışsam gelirim olur diye) ama çoğunlukla da kararımın arkasındayım. Ev hayatı illaki daha zor. Ama çalışırken de aynı işleri yaptığım için iş anlamında değil de sosyallik anlamında zor geliyor bana....Tez zamanda gönlüne göre bir iş dilerim:)))

BlogVintage Duygular dedi ki...

Fadiscim bende ev isinde iste oldugu kadar basarili degilim, yani ne kadar toplasam daginik bir yer kaliyor. Özellikle cocuk olunca.. Annenin islemesi,senin gölgeligin ve cantan cok güzel olmus,ellerinize saglik ;)

Fadis Hertelden dedi ki...

Nurten, umarım her şey dilediğin gibi olur, aslında pek kasmaya gerek yok değil mi, bir şekilde oluyor işler:))

Fadis Hertelden dedi ki...

Değmesin yağlı boya kardeş doğru söylüyorsun, Allah güç versin her şey düzene girer, su yolunu bulur, en kısa zamanda sana bir postam daha olacak:)

Fadis Hertelden dedi ki...

Zuhal, ev işi rutine binince sıkıcı oluyor işte, bunun başka bir açıklaması yok, nankör iş ev işi, karşılığı düzen oluyor evet ama bir gün sonra bozulan bir düzen, istikrar gerekiyor, her gün aynı performansı gösteremiyoruz, eğer evde işi yapanda bunu denetleyen de sensen sorun yok, orta puan ver geç:))

Fadis Hertelden dedi ki...

Banucum seni anlıyorum iş konusunda zamanı gelince emeklilik konusuna sıcak bakıyorum ben de bu kesin ama işte oğlum henüz küçük, yolun başında, çalışmalıyım ki okul için para biriktireyim değil mi?
Annemin eli çok düzgün hatta ona bu el işini öğreten hocasından bile daha güzel yapıyor:)

Fadis Hertelden dedi ki...

Parıldayan Çiçek, Karaburun İzmir'e iki saat uzaklıkta, yolu virajlı virajlı olduğu kadar da manzara açısından çok zevkli bir yol, bu yolu daha önce kullanmayanlara biraz zor gelebiliyor belki de bu yüzden Karaburun çevredeki pek çok yere göre daha az bozulmuş, kıyıları çok temiz, oksijeni bol bir ilçemiz. Biz yazları İnecik Köyü'nün küçük iskelesine yakın bir yerdeyiz. İskelede tek pansiyon var adı Çakıltaşı Pansiyon, bir tane kahvehanesi, bir tane de cafe ve restaurantı var, taze balık ve deniz ürünlerinin yanında belirli günlerde oranın çok sevilen yemeği öküz köftesi yapılır, mantı ve gözleme her zaman bulunur. Halkı zeytincilik, balıkçılık yapar, bir kısım toprakta da bağcılık tekrar yapılmaya başlandı hatta şarap fabrikası da kuruldu ve faal halde.
Daha detaylı bilgi için google da güzel görseller var. Başka sorun olursa yardımcı olmaya çalışırım.Sevgiler.

Fadis Hertelden dedi ki...

Sevginin Ruhu çok teşekkür ederim, enerjim yettiğince kaliteli zaman geçirmeye çalışıyorum yavruyla:))

Fadis Hertelden dedi ki...

Nilgüncüm sağol.

Fadis Hertelden dedi ki...

Mor Menekşeler çok teşekkür ederim:)

Fadis Hertelden dedi ki...

Semicim önemli olan bu ya zaten planlı olmak , planlı olmak derken plana uyabilmek tabi, şu sıralar ruh halim çok gelgetli, şimdilik idare ediyorum işte:))

Fadis Hertelden dedi ki...

Fatma hoş geldin, hem adaşız hem de İzmirliyiz, en kısa zamanda bloguna uğrayacağım, sevgiler:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...