3 Ocak 2012 Salı

Bir Film: Terabithia Köprüsü

Yılbaşı akşamı uykuya yenik düşüp odalara çekilince herkes, salonda nüfus üç kişiye düşmüştü ben eşim ve kızkardeşim. Ne seyretsek ne seyretsek derken benim daha önce seyrettiğim ve ikinci kez seyretmekte sakınca görmediğim bir filmde karar kıldık " Terabithia Köprüsü".
Film, kalabalık bir ailesi olan, ailenin tek erkek çocuğu Jess'in ve yeni tanıştığı arkadaşı Leslie'nin hikayesi. Aslında film üç çocuk üzerinden işlenmiş. Jess dört kız kardeşi olan bir erkek çocuğudur ve iki ablasının da pek ciddiye almadığı Jess daha çok, küçük kız kardeşiyle vakit geçirir, annesiyse daha çok bebekle ilgilenmekte ev işlerinden başını kaldıramamaktadır. Babası küçük kız kardeşine gösterdiği şefkatin minicik bir kısmını bile Jess'e göstermez hatta fazlasıyla donuk bir karakter sergiler, iş ve ev geçindirme yükü omuzlarında başka şey düşünemeyecek kadar doludur zihni. Jessin bakışlarından babasından sevgi görmek istediği her halinden bellidir aslında, sadece babası anlamaz bunu ya da anlamak istemez. Jess, resim yapmayı çok sever ve zamanın çoğunu hayalindekileri resmetmekle geçirir.
Leslie, kasabaya yeni gelen ve Jessin sınıfında öğrenime başlayan, sıra dışı giyim tarzıyla dikkat çeken güler yüzlü, hayal gücü zengin bir kızdır. Baktığınızda onun da ailesi tarafından pek ilgi görmediğini anlarsınız. Bu iki çocuk hayallerini duygularını paylaşır geniş hayal güçleriyle kendilerine yeni bir dünya yaratırlar, bu süreçte daha farklı bakarlar çevrelerine ve okulla ilgili sorunlarını birlikte çözerler. Hikayenin tamamını anlatmayacağım. Ben film izlenebilir diyorum, üç çocuğun da oyunculukları çok iyiydi, bulundukları kasabanın doğası bir harikaydı, hikaye de güzeldi.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...