19 Kasım 2011 Cumartesi

DENİZ'LE BİR AKŞAM VE BAZI NOTLAR


Akşam iş dönüşü anahtarımız olduğu halde zili çalarız, Deniz koşarak kapıya gelir teyzesinden yardım alıp kapı deliğinden bize bakar ve kapıyı açar, elimizdeki alışveriş poşetlerinden birini hemen kapıp mutfağa götürür sonra sıkı bir sarılmaca yapar ve doğru odasına gider anne gel şuraya otur, tırı sen al sür ben bunu. İlk dakikalar böyle geçer. İki gündür biz gelmeden akşam yemeğini yiyiyor, acıktığını, yemek istediğini söylüyormuş Nezoşa, bu durum hem hoşumuza gidiyor çünkü akşam yemeğinde zorluk çıkartıyor bize hem de birlikte sofraya oturmadığımız için bari akşam yemeğini birlikte yiyelim isteği ağır basıyor, biz de eline bir havuç verip beş dk da olsa masada tutuyoruz.
Yemek hazırlığında Deniz aktif rol oynar her zaman, kendi tabağını yoğurdunu masaya getirir, yaptığım salatayı bende gördüğü şekilde döke saça karıştırır (salatayı hazırlarken marulları eliyle parçalamasına izin veriyorum), ekmeği masaya taşır (döküp saçmasına hiç bir şey demiyorum alıp bezi siliyorum) Masayı toplama işinde hiç bir şey yapmıyor daha.
Yemekten sonraki oyunlarımız:
Top oyunu, trenle oyun, koltuktan atlayıp zıplamaca, serbest boyama saati (o boya yaparken elimdeki işle meşgul olma fırsatı doğuyor bana en az yarım saat), çizgi film saati.
Saat 22:30 ve Deniz hala ayakta, oğluşa "minik kuzu Timi"yi izledikten sonra doğru yatağa  gidilecek dedim (bunu iki gündür yapıyorum) film bitti ve Deniz koşup tv yi kapattı, yastığını aldı ve yatağına gitti, tam iki gündür bunu aynen tekrarlıyor ve itiraz etmiyor:)
Yatak muhabbetimiz:
-Anne dolabı aç.
 -Peki oğlum hangi kitap olsun,
- Şunu (kitapları göremiyor, yatağından işaret ediyor ama anne anlasın hangisini istediğini)
Başlıyoruz okumaya, uyumak istemeyen Can'ın Baykuşla birlikte uyumayanlar ülkesine gezisini okuyoruz.
Deniz hala uyumamaktadır anne bebekken söylediği iki ninniyi söyler yanık sesiyle, "dandini dandini dastana danalar girmiş bostana ve uyusunda büyüsün ninni tıpış tıpış yürüsün ninni". Deniz'in gözleri yaşarır bana ıslak gözlerle bakar.
-Ne oldu oğlum neden ağlıyorsun, duygulandın mı yoksa?
Deniz evet der başını sallar. Duygulanmanın ne olduğunu tabiki bilmiyordur diye düşünür anne ama gözleri konuşuyor işte, annesine sarılır önce ve hızla sırtını döner duvara, uyumaya geçiş yapmıştır artık:)
Deniz kurallara uyum sağlayan bir çocuk en azından bu güne kadar böyle oldu.
-Resim alanı bellidir bunun dışına çıkmaz (duvar v.b. boyama yapılmaz, giysilere boyama yapılmaz, yüz hariç geçenlerde yüzünü nasıl boyadığına şahit olduk).
-Kendine ait oyuncaklarına  zarar vermediği sürece boyama yapabilir, ona verdiğimiz resim defteri ve kağıtlara istediği malzeme ile boyama yapabilir (daha sonra boyadığı objeleri yıkamayı çok seviyor kerata), boya giysisini giymeye itiraz etmez, boya işinin bununla yapılmasına alışmıştır.
-Deniz, yaşıtları gibi doğal oyun kurucu onun istediği yerde durulacak, top oynanacaksa anne kaleci olacak, kayılacaksa anne ya da baba kaydırak olacak, araba oynanıyorsa sadece onun gösterdiği oyuncakla oynanacak diğer oyuncaklara sadece Deniz dokunacak:)
-Misafir çocuk varsa evde, sadece oynamasına izin verdiği oyuncakla oynanabilir ki genelde bu pek sevmediği veya ilgilenmediği bir oyuncak oluyor eğer kazara vermek istemediği bir oyuncak kapıldıysa elinden kıyamet kopuyor sessiz bir savaş başlıyor önce,  çekiştirilip duruyor oyuncak, elinden alamadıysa oyuncağı mızıldanmaya başlıyor, kendi haline bırakıyorum ben bu durumda, şikayet ederse pek üstünde durmuyor konuyu unutturmaya çalışıyorum, ilgiyi başka yere çekiyorum.
Uyku öncesi kitap okumadan uykuya dalmak istemiyor, bazen aynı kitabı defalarca okutmak istiyor bazen de farklı kitapları tek tek karıştırıyoruz, kitap okurken hikayeye müdahele eder, bu ne, neden, nerede sorularını bıktırıncaya kadar sorar, beğendiği bölümleri tekrarlattırır.
İşte bizim kuzuda son durumlar bu, çenesi olabildiğince düşük, söyleyemediği kelimeleri yuvarlayan, kendi kelimelerini oluşturan biz anlamadığımızda da defalarca tekrarlayıp gözümüzün içine bakan çocuk, ona anlamış gibi yapamıyorum malesef gözlerimin içine bakıyor anladım mı diye, anlamadığımı söylüyorum bazen, başka şekilde anlatmaya çalışıyor, mimiklerini kullanıyor, el kol hareketi yapıyor çok komik, kendimi yabancı bir ülkede dil bilmeyen biri gibi hissediyorum Deniz'de o ülkenin yerlisiymiş:)

4 yorum:

öykü dedi ki...

ne guzeldır anne kıtap okurken
gözlerını kapatıp onun sesıyle uykuya dalmak

ÖRGÜÇANTAM dedi ki...

canım yaaa çok şeker MAŞALLAH inş kitapları hep sever ve her kitapla ayrı bir yolculuk keyfine varır.

güzel anne seni seviyorum

FADİŞ dedi ki...

öykü, haklısın, annem kitap okurken başka diyarlara giderdim hep:)

FADİŞ dedi ki...

ÖRGÜÇANTAM, sağol canım, umarım kitapları hep sever. Duygularımız karşılıklı canım, sevgilerimle:)