27 Ağustos 2011 Cumartesi

ÇOCUKLUĞUMDAKİ BAYRAMLAR


Rahmetli anneannem toparlayıcıydı, doğallıkla onun etrafında toplanırdık, eteğinin dibinde olurduk bayramlarda. Arife günü akşamı eski bir çanağın içinde kınayı karar hepimizin avucuna sürerdi, ben ısrarla çatık isterdim, bez ipleri ellerime dolar öğle yaktırırdım kınayı. Arife gecesi, kendi çocukluk bayramlarını anlatır, anlattığı hikayelerle uykuya dalardık. O yer döşeğinde, dört kardeş itiş kakış yatarken yok dirseğin batıyor, yok ayağını çek üstümden derken, aslında en mutlu anlarımızı yaşadığımızın farkında olmadan annemize şikayet ederdik birbirimizi.

O bayram sabahlarını hiç unutmam, güneş bir başka parlardı sanki,  güneş tepemde parlarken en güzel benmişim gibi hissederdim, saçlarımın lülelerini düzeltir, babamın aldığı bayramlıklarımı giyer, en güzel kahvaltı sofrasına otururdum. Sofrada büyük teyzem, eniştem, kuzenlerim, o zamanlar henüz evlenmemiş olan küçük teyzem, annem, babam, kardeşlerim ve en başta o minik bedeniyle anneannem. Bu küçük kadına sevgiyle bakar, ne kadar çok yaşayıp ne çok şey gördüğünü düşünürken bulurdum kendimi. Besmele çekip kendi elleriyle pişirdiği köy ekmeğini bölüp ilk lokmayı ağzına götürdüğünde biz de başlardık yemeğe. O küçük bardaklardaki çayın lezzeti, siyah zeytinin tadı, has tereyağının kokusu ve en tazesinden  üzerinde su damlalarının parladığı köy domatesinin o unumsu tadını daha dün gibi hatırlıyorum anneanneciğim.  Rahmetle anıyorum seni, Allah senden razı olsun, mekanın cennet olsun anneanneciğim.

Kahvaltı sofrasından kalkar kalkmaz pür telaş büyükleri ziyaret etmeye çıkardık, dayılar, teyzeler, amcalar kalabalıktık çok, her gittiğimiz yerde, bayram şekerimizi, mendilimizi harçlığımızı alır, mahallenin bakkalında alırdık soluğumuzu. En sevdiğim şey çata pat almak, leblebi tozu yemekti. Bayılırdım leblebi tozuna.

Köy meydanındaki bayram yeri çoktan kurulmuş olur, kavak ağaçlarından yaptıkları büyük salıncakta büyüklerin sallanmasından sıra gelmezdi bize bir türlü. Bayram günü yetişkinler de çocuk olurdu köydeJ
Halamın evi bayram yerinin tam karşısındaydı, yorulduğumda  acıkıp susadığımda bir koşu halama giderdim, çok ayrıcalıklı bir durumdu benim için.
Köyün genç kızları, delikanlıları bayram yerinde karşılıklı bakışır haber gönderirlerdi bizlerin aracılığıyla. Kıkırdayarak yapardık görevimizi, çok kutsaldı bu mesajları göndermek bizim için.

Bayram demek sevdiklerimizi görmek, onları varlığımızla memnun etmek, hediyeleşmek, çocukları güldürmek demekti, çocuk olmak demekti, hoş görü demekti.

Köye mi gitsem acaba? Gittiğimde hiçbir şeyi aynı bulamayacağım.  Anneannem yok, eniştem yok, anneannemin evi artık başkasının evi, o bahçede başkaları ekip dikiyor, belki halamlar bile torunlarının yanındadır büyük ihtimalle.

Bayramlar hep geçmişi hatırlatıyor bana, çocukluğumu. Bu bayram kendi çocuğumla çocuk olup bayramı kutlacağım, oyunlar oynayıp şarkılar söyleyeceğim.
Kadir gecemiz mübarek, dualarımız kabul olsun inşallah. Herkesin bayramını kutlarım, daha nice bayramlara inşallah:)

3 yorum:

ada ve deniz dedi ki...

Kisinlikle eski tadı yok bayramların. Bizim çocukluğumuzda farklıydı. Öyle kalabalık sofralar, itiş-kakış yatmalar yok artık.

FADİŞ dedi ki...

ada ve deniz, haklısın ve ben bile bile eski bayramların anısına köyüme gidiyorum bu bayram, inşallah. Anneannemin kabrini ziyaret etmek, annemin çocukluğunun geçtiği yıkık dökük evi ziyaret etmek dut ağacının dibindeki çeşmeden su içmek istiyorum.

Asuman Yelen dedi ki...

Ah büyükanneler. Ne özel insanlar.
Nasıl keyifle okudum anlatamam. İyi ki yaşamışız o güzelim günleri.
Tüm gidenlerimiz nurlar içinde yatsınlar.
Bu vesileyle size aileniz ve tüm sevdiklerinizle güzel bayramlar diliyorum...