18 Ağustos 2010 Çarşamba

18.AY

Deniz artık canı istediği zaman "tamam, iyi, anne, baba, gel" diyor. Bunun dışında anlaşılmaz kelimelerle uzun uzun konuşuyor.

Çatal, kaşık kullanmakta epey ustalaştı, bardaktan suyu döke saça içebiliyor.
Damak tadı gelişti, annesi babası ne yerse o da yemek istiyor. Soğan, domates, salatalık, tarhana çorbası, yoğurt çorbası, köfte, balık (levrek, çupra), makarna severek yediği yiyecekler; ayrıca salatanın suyuna batırılmış beyaz ekmeği, limonu ve peynirli ekmek yemeği seviyor. Şu sıralar taze fasulye ve brokoliyi de başka yemeklerle karıştırmadan yemeğe başladı.

Müzik eşliğinde veya müziksiz bir kolunu semazenler gibi kaldırıp dönmeyi çok seviyor, çıplak ayakla ayaklarını yere vurarak dansetmeye bayılıyor.
Saklambaç, top sürmek, koltuklara tırmanmak favorilerinden.
Legolarını yataya doru genişleyen diziler halinde ekliyor, üçüncü kata hiç çıkmıyor.
Mıknatıslı resim yapma aparatını bilirsiniz, çok ucuz ve her yerde bulunabilen bu oyuncak Deniz tarafından çok seviliyor. Bıkıp usanmadan çiziyor, siliyor.
Meraklı minik dergisini karıştırmayı seviyor.
Legolardan yaptığı şekilleri araba niyetine oynuyor ve araba sesi çıkartarak canlandırma yapıyor.
Kaşık ve çatalla yemek yermiş gibi oyun oynuyor.
Herhangi bir şeyi yerleştirirken veya dizerken sabırlı, işini tamamlayıncaya kadar denemekten vazgeçmiyor.
Bir bez buldumu yerleri, duvarları silme konusunda pek hevesli.
Düzeni seviyor, daha doğrusu kendine has bir düzeni var ve ben farketmesemde o farkediyor ve ortamı eski haline getiriyor, eşyasının nerede olması gerekiyorsa oraya koyuyur, itiyor.
Yerde herhangi bir kırıntı, toz, bir parça görürse işaret edip onu alıyor ve bana veriyor.
Koşuyor, geri geri gidiyor, dönüyor, tırmanıyor, şimdi de çıkmak istediği yere ulaşmak için puf yada başka bir yükseltiden yardım alarak tırmanmak istediği yere tırmanıyor.
İstediği bir şey olmadığında huysuzlanmaya ve ağlamaya ve yüz üstü yere yatmaya başladı, görmemezlikten geliyorum ve hemen kalkıyor bu harekete son verip normale dönüyor.

Hala televizyon seyretmesine izin vermiyorum fakat geçenlerde baby first'te iki dakikalık bir çizgi film izlettirdim, resmen tv ye kilitlendi doğrusu bu manzara hiç hoşuma gitmedi ve iki gündür eline kumandayı alıp televizyonu açmamı istiyor, konuyu değiştirip başka şeylerle ilgilinmesini sağlıyorum.

Kalemi şimdilik sağ eliyle tutuyor, kesik kesik çizgiler çizerken şimdi dairesel ve bütün çizgiler çiziyor. Çizgilerinde devamlılık var ve hadi köpek çizelim kuş çizelim dediğimde aynı olmayan onun imgeleminde ne ise o şekilde farklı iki çizgi yığını karalıyor kendince.

Bazı kavramlar oturdu artık. Gece-gündüz, sıcak-soğuk, çıplak-giyinik, temiz-kirli, açık-kapalı gibi.
Resmini veya gerçeğini gördüğünde tanıdığı ve sorduğumda gösterdikleri: Güneş, ay dede, çiçek, yaprak, kedi, köpek, maymun, balık, tavuk, inek, kuş, keçi, ayı, ağaç, traktör, çöp kamyonu, tanker, kamyon, araba, deve, at, eşek, yıldız, elma, karpuz, muz, üzüm, şeftali, salatalık, el feneri, çadır, çatal, kaşık, tabak, makarna, masa, sandalye, koltuk, kanepe, mama sandalyesi, akrabalarımızı ve yakın tanıdıklarımızı resimlerinden tanıyor.
Eşleştirme kartındaki nesnelerin resimlerini çok rahat eşleştiriyor. 50 kadar eşleştirme kartı var (sebze, meyve ve hayvan resimleri)

Uyku rutini: Kucağımda sallayarak uyuturken,  artık yer yatağına geçtiğimizden beri, yanında durup zaman zaman  pış pışlayıp ninni eşliğinde uyumasını  sağlıyorum (ben söylüyorum yada ninni cd si koyuyorum), uyuyuncaya kadar yatağın her tarafında dönüyor, yuvarlanıyor. Uyku saati 21-21:30 arası. Gündüz iki kere uyumaya devam ediyoruz çok şükür, sabah 1 saat, öğleden sonra 2 saat.

Küvetinde banyo yapmayı, suyla oynamayı seviyor, başına su dökülmesinden hoşlanmıyor, hala itiraz ediyor.
Kum havuzunda kova kürek oynamaya bayılıyor, bıraksanız saatlerce oynar.

Zaman zaman oyuncaklarını saklıyorum ve birlikte arıyoruz, sorular soruyorum, nerede olabilir, kırmızı kanepenin altında mı yoksa minderin altında mı? Kitap okurken eşek nasıl bağırmış, aslan nasıl kükrüyor, kuş nasıl kanat çırpmış, keçiler nasıl zıplıyor, develer nasıl yürüyor?

Devamlı söylediğimiz şarkılar: Kırmızı balık gölde, arı vız vız vız, yağmur yağıyor seller akıyor.
Gün içinde dinlemekten hoşlandığı müzik türü klasik müzik özellikle küçüklüğünden beri dinliyor, oyun oynarken bir yandan müzik dinlemeyi seviyor.
Şu sıralar inatçılık başladı, istemediği bir şey olduğunda karşı koymak, ayak diretmek, kucağımdan kaçmak, bacaklarımın arasından kaçmak gibi.Mutfağa çok meraklı, ben yemek yaparken seyretmek istiyor.
Kurcalamadığı düğme yok.

Yabancılara karşı temkinli, onlardan önce uzak duruyor, benim yada babasının karşıdaki kişiyle yakınlığına ve konuşmalarına göre iletişim kumaya başlıyor. Bazı seslerden korkuyor, tiren düdüğü, ambulans sireni, ani çalınan araba kornası, üst komşunun gürültüsü gibi.

Parkta oynamayı ve diğer çocukları seyretmeyi seviyor, en sevdiği çocuk Melike, Melike de onu çok seviyor, birbirlerinin bisikletlerine biniyor, oyuncaklarını kullanıyorlar.

Hala yaşıtı olan arkadaşlar bulamadık. Bir oyun grubu arayışı içindeyim. Daha çok çocuklarla bir araya gelmeli.
Hala bez kullanıyoruz. Yavaş yavaş lazımlığa alışmaya çalışıyoruz, bu konuda baskı hissetmesini istemiyorum daha zamanımız var.

Oğluşum, canım,  beni mutlu etmeye devam ediyor, onu büyürken izlemek çok ama çok zevkli.

2 yorum:

CEYLAN dedi ki...

bir anne için daha ne olsun...

FADİŞ dedi ki...

Çok teşekkür ederim Ceylan.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...