30 Haziran 2010 Çarşamba

GÜNLER AKIP GEÇİYOR

Uzun süredir yazı eklemedim, sebebi ise gayet net, yorgunluktan, işten güçten bloğuma vakit ayıramaz oldum. Saat birden önce yatamıyorum ve saat yedide ayaktayım bu kısır döngü bütün hafta sürüyor, dinlenmek için sadece pazarları da bana yetmiyor malum çamaşırlar dağ olmuş, evde mutlaka yapılacak onlarca şey oluyor. Neyse boş verin ben oğluştan bahsedeyim biraz.
Oğluş artık büyüdü, eskisi gibi uyandığında yatakta ağlamıyor, biz kalkıncaya kadar yatağında müzik dinleyip oynuyor. Onun günbegün büyüdüğünü izlemek dünyanın en güzel şeyi. Çok hareketlendi, tırmanabildiği her yere tırmanıyor ve tırmanamadığı yerde yardım istiyor, merdivenleri neredeyse ikişer ikişer çıkacak tabi bizim yardımımızla.
Deniz bağımsızlığını ilan etmek üzere, oyun oynarken elletmiyor, tek başına bir yere gidecekse elimi tutmak istemiyor, direk hedefe kilitlenip uygun adım gidiyor varacağı yere. Boyu uzadı, kazalarımız arttı, her türlü önlemi almaya çalışıyorum ama muhakkak çarpacak bir köşe buluyor kafasını.
Kendi başına yemek yemeğe iyice alıştı, köfte türü şeyleri seviyor, dolma içi hoşuna gidiyor, sabahları ekmeğine krem peyniri sürülmesinden hoşlanıyor, yumurtasını kahvaltısına karıştırmadan sade yemeğe başladı, çatalı daha ustalıkla kullanmaya başladı ama daha çok eliyle yemeği tercih ediyor. Arkadaşı Vadi (2.5 yaşında) ile oynarken daha çok iletişim kuruyor, konuşmaya benzer sesler çıkarıyor.
Meyveleri daha çok tüketmeye başladı, favori meyvesi şeftali, şimdilerde karpuz ve olgun erik hoşuna gitmeye başladı. Ekşi tat zaten en sevdiği şey, bütün limonu yalayıp yutuyor, yüzünü buruşturduğunu görmedim henüz.
Yemeklerinde taze soğan veriyorum eline, onunla dişlerini kaşıyor, biraz soğan kokuyor ama olsun, dişlerinin rahatladığını görüyorum.
Deniz henüz bebekken onu bir yastık üzerinde besleyip uyutuyordum şimdi de o yastığa çok düşkün, onsuz yatmak istemiyor, gittiğimiz her yere götürüyoruz, Vadi'nin annesi Ayşe Teyzesi benzer bir yastığı dönüşümlü olarak kullanması için verdi ama bizimki yastığını ayırt ediyor, istemedi yenisini, sanırım kenarlarındaki fırfırların dokusunun farklılığını anladı. Çocuklar çok dikkatli oluyor, gözlerinden hiç bir şey kaçmıyor doğrusu.
Yerde ne bulsa ağzına götürme isteği hala geçmedi, verdiğim hiç bir diş kaşıma oyuncağı onu tatmin etmiyor, o yerden aldığı başka oyuncaklarla dişlerini kaşıyacak.
İki dişi çıktığından beri dişlerini fırçalıyoruz, şimdilerde kendisi fırçalamaya çalışıyor karşımızda. Biz dişlerimizi fırçalarken ona da veriyoruz fırçasını. Şimdilik diş fırçalama işi iyi gidiyor, alışacak sanırım, itiraz yok, bu işi eğlenceli buluyor.
Banyo yapmayı çok seviyor yeter ki başından su dökmeyin. Önceden başına su dökeceğimi haber verdiğimde daha az tepki veriyor, aynı şey, bezini değiştirirken de söz konusu. Önceden söylüyorum mesela beş dakika önce, Denizcim birazdan altını değiştireceğim, çiş yaptın tamam mı dediğimde fazla itiraz etmeden bana uyuyor, yeter ki oyunundan o istemeden kopartıp götürmeyeyim.
Oğluş işte, hayatımın rengi.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...