19 Nisan 2010 Pazartesi

OĞLUŞA ADANMIŞ BİR PAZAR GÜNÜ VE OĞLUŞUN İLKLERİNE DEVAM

Sabah kalktığımızda ilk iş kahvaltı yapmak, tabi erkenden, çocuk sahibi olanların bileceği gibi geç kalkmak ne mümkün; eğer saat 7'ye kadar uyuyabildiysem kendimi şanslı hissediyorum, tuhaftır uykumu da almış oluyorum. Kahvaltı faslı bittiğinde durmak bilmeden oyunlara geçiliyor, oyun dünyasının efendisi oğluş bizim ne yapmamız gerektiğini hareket ve seslerle dile getiriyor, bazen düştüğümüz hallere kahkahayı basıyor. Şu sıralar favori oyunumuz atçılık, dıgıdık dıgıdık diye diye tüm salonu turluyoruz.
Bütün oyuncakları yerde serili olsun istiyor, oyunumuz bittiğinde oyuncak toplama oyunu oynuyoruz, bu konuda çok başarılı lakin topladıktan sonra bütün sepeti tekrar boşaltıyor. Sabah şekerlemesi vakti geldiğinde gözlerini ovalamaya başladı ama uyutmak ne mümkün, bizimle birlikteyken algıları fazlasıyla açık, hiç bir şeyi kaçırmak istemiyor bizimle ilgili. Uyuyamadığında da kötü oluyor, refleksleri zayıflıyor daha yeni yürümeye başladı, daha fazla sendeliyor. Neyse biz tası tarağı topladık onu yeşillikler arasında bir parka götürdük. Piknik çantasına bir iki parça havuçlu kek, biraz meyve ve oğluş için süt. Biz parka gelinceye kadar oğluş arabasında uyumuştu bile. Sevgili eşim yakışıklı babamız bir demlikte çay sipariş etti, sıcak sıcak çayımızı içip keklerimizi yedik, bol bol oksijeni soluduk ciğerlerimize, oğlum da bu oksijenden nasibini aldı 1.5 saat deliksiz uydu.
Uyandığında meyve yemek istemedi, salıncakları işaret etti hemen, önce salıncak arkasından tahtaravalli son olarak ta kaydırakta kaydıktan sonra kendimizi ilk defa çimlere attık. Önce yadırgadı, elleriyle okşadı çimi, bir tören havasıyla dokundu otlara, çiçeklere. Sonra çimenlerin üzerine dökülen yaprakları toplayıp tek tek babasına verdi, biraz yürüdü, daha çok emekledi çimlerin üstünde. En son yerde sivri bir dal parçası bulduğunda baktık tehlikeli oluyor durumumuz kaldırdık yumurcağı yerden eve yollandık; tıngır mıngır etrafı seyerede seyrede eve geldik ve arkasından banyo ve öğle yemeği. Yumurcağın iştahı yerindeydi, onca oksijen ve oyundan sonra çok doğal. Yaşasın bahar artık özgürce dışarı çıkabiliriz.
Yaptıklarımız bununla sınırlı değil aynı teraneyi öğleden sonraki  uykusunda da tekrarladık, bu sefer başka bir parkta.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...