12 Mart 2010 Cuma

Fadiş küçük bir çocukken


Fadiş, çocukluğunun ilk iki yılını küçük bir ilçede geçirdi. Tek katlı bahçeli bir evleri vardı. Eve girebildikleri iki kapıları vardı biri mutfaktan bahçeye açılan kapı bir de evin giriş kapısı. Giriş kapısına üç beş basamak sonra ulaşılırdı. Merdivenin kenarındaki beton korkuluk onun sergi yeriydi. Annesinin anlattığına göre giriş kapısı yaz kış hep çamur içindeydi sayesinde. Yaptığı çamurdan adamlar, televizyonlar, terlikler, kuzular, hayvanlar güneşte kurumayı bekler ama evlerinin önündeki toprağın kurumasına hiç izin vermezdi; yer hep sulu kalmalı, çamuru hep hazır olmalıydı. Evlerinin önündeki toprak bayağı bir killi topraktı şekillendirmekte hiç zorluk çekmezdi, çamur epey elastik bir yapıdaydı. Sergi yeri yetmediğinde pencerenin denizliğini kullanırdı. Çamuru tekrar tekrar yoğurur, tekrar tekrar şekillendirirdi. Bu nasıl bir içgüdüydü ki, hiç öğretilmeden, nasıl yapıldığı gösterilmeden gördüğünü, hayalindekini şekillendiriyordu? Annesinin ona yaptığı en güzel iyiliklerden biriydi bu, hiç engel olmadı yaptıklarına. Daha sonraki senelerde de resim, heykel, dikişle hep uğraştı, hayatından hiç eksik etmedi, sadece öncelikleri değişti, bazen dikiş, bazen resim ama her zaman seramik. 

2 yorum:

CEYLAN dedi ki...

mrh ellerine sağlık ilgnç güzel fikirler üretiyosun.insan bişeylerle uğraştıkça rahatlıyor demi????

FADİŞ dedi ki...

CEYLAN, yorumunu ne kadar geç farkettim özür dilerim, merhaba. Elimin boş durmasına alışık değilim, muhakkak uğraşacak bir şeyler bulurum, zihnim meşgulken özellikle bir örgü mesela çok iyi gelir bana:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...