4 Şubat 2010 Perşembe

Geçmişten bir arkadaş

Yüzünü hiç unutmamışım. Görür görmez tanıdım Nazan'ı. O aslında sınıf arkadaşımın ablasıydı, bizden çoook büyüktü, o ikinci sınıf biz birinci sınıftık. Ne çok şey hatırlattı çocukluğuma dair. Çocuk gözü ne kadar farklı, bir senelik fark ne büyük, bir çocuk için. O masumiyet çağı aklımdan geçti, bir bir. Sokak oyunlarımız çok önemliydi, en çok sek sek oynamayı severdik ( sek sek için kolay kayan parlak, orta büyüklükte kırık mermer parçası olursa iyi olurdu, genelde inşaatlardan kolayca bulurduk) lastik, dokuz taş, yakan top, istop, saklambaç, yağ satarım, bal satarım oynardık.
Bizim için arkadaşlarımızın bizi sevmesi çok önemliydi, en büyük meselemiz, yarın Neslihan sokağa çıkacak mı, annesi yine izin vermeyecekmiydi. Biz dört kardeşiz ve yaş aramız çok az. Dolayısıyla sokağa kimse çıkmasa dördümüz pekala oyun kurup oynardık. Evde oynayacaksak tek tek çizip boyadığım, kartonlara kesip yapıştırdığım bebekleri kağıttan hazırladığım giysilerle giydirir, kağıttan evlerde yaşatır, kağıttan baba ve çocuk yapar bildiğimiz aileyi yaşatır, maceradan maceraya koşardık. Popüler kitaplarımız afacan beşler, küçük dedektifler, ayşegül serileri ve 80 günde devrialemdi. Çocuk odamızda iki ranza vardı, ben en büyüktüm ve büyükler üst katta yatar kuralı uygulanırdı, hayalimizde ranzalar apartman, bizler apartman katında yaşayanlar, iki ranza arası ise çamaşır iplerini astığımız alan, halının üstü de sokağımız olurdu.
Hiç unutmuyorum bir gün dördümüz birden kabakulak geçirdik, hepimizin çenesi kulaklarımıza kadar pomat sürülü, pamuktan beyaz sakallı bir hafta geçirmiştik. Pencereden dışarıyı seyretmek çok zor gelmişti bize, dışarıdan bakıldığında komik bir durum aslında; yedi cücelerin dördü, pencereden, dışarıda oynayan çocuklara bakıyor, masaldan fırlamış.
Bütün sınıf arkadaşlarım çevremizdeki mahallelerde otururdu, okul dışında da bir aradaydık hep, daha sıkı fıkıydık, annelerimiz, babalarımız komşuluk yaptığı için bilirdik birbirimizi.
Tek derdimiz oyun oynamak, yeni kitaplar edinmek, onları elden ele geçirip sırayla okumaktı, e ders notlarımız da düzgün olursa iyi olurdu. O masumiyet çook güzeldi, çok.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...